Sîyajan
Sîya Şevê ' ye Hoş Geldiniz /Hun Bi Xêr Hatin/Welcome

Eğer üye iseniz lütfen [url=siyaseve.yetkin-forum.com/login]giriş[/url] yapınız, eğer henüz üye değilseniz ve forumdan tam olarak yararlanmak istiyorsanız bizim [url=siyaseve.yetkin-forum.com/register]topluluğumuza katılabilirsiniz[/url]




 
PortalAnasayfaAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Ana Menü
Sîya Şevê
Ana Sayfa
Forum
Kurdi Rock | Kurdish Rock | Kürtçe Rock

Haberler
Biyografiler
Röportajlar

Çand| History| Tarih
Kürt Tarihi
Devletler ve Antlaşmalar
Müzik Tarihi
Basın Tarihi
Kronoloji
Kurdî | Kurdish | Kürtçe
Kürtçe ve Lehçeleri
Kürt Edebiyatı
Kürtçe Dersler
Portal
Tartışmalar
Yaygara
Köşe Yazıları
Extaralar
Resim
Anket
Video İzle
Sohbet
Reklam ver

En son konular
» doğmamış liderime rapor (soranice)
Salı Kas. 25, 2014 5:00 pm tarafından BAHADIR

» Merhaba ben BAHADIR
Salı Kas. 25, 2014 4:47 pm tarafından BAHADIR

» Mîr Bedirxan ( Bedirxan Bey) İsyanı
C.tesi Ağus. 11, 2012 10:04 am tarafından Sîya Şevê

» Fransa arşivlerinde Dersim olayları
C.tesi Ağus. 11, 2012 10:03 am tarafından Sîya Şevê

» Irak Kürt Hareketi
C.tesi Ağus. 11, 2012 10:01 am tarafından Sîya Şevê

» Denbêjlik
C.tesi Ağus. 11, 2012 9:50 am tarafından Sîya Şevê

» Êzîdîlik nedir ?
C.tesi Ağus. 11, 2012 9:47 am tarafından Sîya Şevê

» İnanç
C.tesi Ağus. 11, 2012 9:46 am tarafından Sîya Şevê

» Êzîdî Müziği
C.tesi Ağus. 11, 2012 9:44 am tarafından Sîya Şevê

Similar topics
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma

Paylaş | 
 

 Kirmanckî'de (Zazakî) yazı geleneği ve Mela Hunij -2-

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Sîya Şevê
admin
admin
avatar

Mesaj Sayısı : 426
Kayıt tarihi : 01/01/10

MesajKonu: Kirmanckî'de (Zazakî) yazı geleneği ve Mela Hunij -2-   Perş. Şub. 10, 2011 7:35 pm


'Bizim dilimiz çok güzeldir fakat ne yazık ki alimler bugüne kadar ihmal etmişler'

'Bizim dilimiz çok güzeldir fakat ne yazık ki alimler bugüne kadar ihmal etmişler' Yazımızın ilk bölümünde Kirmanckî'nin yazılı alana girişini, Mela Hunij'ın Kirmanckî'deki yerini, hayatı ve eserlerini ele almıştık. Bu bölümde ise W. K. Merdimîn ve N. Celalî'nin yaşamı ve edebiyat çalışmaları hakkında 16.10.2003 tarihinde kendisi ile Bingöl'de yaptıkları röportaja, kısaltarak yer veriyoruz.

W. K. Merdimîn: Seyda, sen hangi yıl dünyaya geldin?







Mela Mehmed Elî: Sevgili kardeşler ben bundan 73 yıl önce dünyaya geldim.W. K. Merdimîn: Nerede?Mela Mehmed Elî: Elazığ vilayeti, Palu kazası, Hun köyü -şimdiki ismiyle Beyhan- bir çayın kıyısında. Hun çayı Koyo Sipî'den doğar, Murat Nehri ile birleşir. O çayın kıyısında, dedem Derwiş Çawuş'tan babama miras kalan evde, bizim deyimimizle 'vil-vûmê wesarî', baharın nisan ayında... Benden önce abim dünyaya gelmiş, babam onun ismini Mehemed Dewrêş koymuş. Benim adımı da Mehmed Elî. Sebebini birgün sordum kendisine.





Dedi: Muhammed! Muhammed! Orada bir şedde var. İki tane 'm' (mim) var. Ben dedim ailemizin iki Muhammedi olsun.





Dedim: Peki Eli (Ali -M.C.) nedir?





Dedi: Ah oğlum, sen bilmezsin! Allah Muhammed'leri Ali'siz komasın.





W. K. Merdimîn: Babanın melleliği var mıydı?M. Mehmed Elî: Ona 'Mela Husen' diyorlardı. Çok dolaşmıştı. Babam hem bana hem de abime Kur'an dersleri verdi. Abim okumadı. Allah nasip etti, ben okudum. Benim okuma, onun da okumama sebebi şuydu: Bize birer tokat attı. Abim sinirlenip gitti, okumadı. Ben tokatımı kabullendim.W. K. Merdimîn: İyi olmuşki kabullenmişsin. Sen okuyup irfan sahibi olmuşsun.M. Mehmed Elî: Demokratlardan (Demokrat Parti) birkaç yıl önce ben Elazığ'da camiye gittim. Hafızlar kürsüye çıkıp mukabele okuyorlardı. Eve geldim ve babama dedim 'Baba beni Diyarbakır'a gönder, okumak istiyorum.' Beni Diyarbakır'a götürdü. Diyarbakır'da bir ramazan ayında ben tecvid okudum. Sonrasında Silvan'a gittim. Sonrasında Siirt'e gittim. Üç ay Siirt merkezde okudum. Bir yıl Pervari'de ders aldım. Oradan Cizre'ye gittim, Cizîra Botan. Eve geldim, abim askerden gelmişti, amcam askerden gelmişti. Maddi durumumuz biraz zayıftı. Babam dedi: 'Oğlum sen devam et oku! Ben dilenir yine sana bakarım!' Bu defa ben Seydam Şêx Mehmed Emin'in yanına gittim. Aslen Çermiklidir, Hacı Zülfükar'ın oğlu. W. K. Merdimîn: Çermiklidir. kird (zaza) mı?M. Mehmed Elî: Evet Zazadır, fakat biz Türkçe konuşuyorduk. Oradan geldim ben. Şairlik filan pek kalbimden geçmiyordu, yalnız medreseden arkadaşım Mela Ehmed vardı. Hun köylerinden Sêraçur'luydu. Şimdi vefat etmiş. Ona dedim ki: Mela Ehmed, Türkler Türkçe şiir yazıyorlar, Araplar Arapça... Bizim dilimizden neden böyle biri çıkmamış?





Dedi: Bizim dilimiz makbul bir dil değil.Bu söz bana çok dokundu. Bizim o civarda bir ziyaret var, 'Şêx Eladin' diyorlar. Bağdat'tan gelmiş. Bir gün yönümü o mübareke çevirdim. Baktım kalbime şiirler doğuyor.Sevgili kardeşlerim, nasıl ki bir otomobil benzinle hareket ediyorsa, bu iş -şiir yazmak- de aşk ile olur. Bakıyorum da arkadaşlarım içinde benim tahsilim o derecede değil. Fakat onlar iki kelimeyi bir araya getiremiyorlar. Ve bizim anadilimizde (zazaca -M.C.) Allah bu işi bana nasip etti. Ben tahmin ediyorum ki bu bir aşk meselesidir. W. K. Merdimîn: 'Şêx Eladin' ziyaretine gittiğini söylemiştin...M. Mehmed Elî: Evet, ben gidiyordum ve kalbime doğuyordu. Eve gidip iki rekat namaz kıldım. Kalbim kaynadı, elimi kulağıma atıp bir şeyler söyledim ve oturup yazdım. Baktım ki kaleme geliyor. Baktım ki yazılıyor, baktım ki okunuyor da.W. K. Merdimîn: Sen Zazaca alfabe (kastedilen Arap alfabesiyle Zazaca yazımdır -M.C.) biliyor muydun? Mesela 'V' harfi 'J' harfi nasıl yazılıyor?M. Mehmed Elî: Evet, alfabeyi biliyordum.W. K. Merdimîn: Melaye Xasî'ninkini (Mela Ehmedê Xasî'nin Zazaca mevliti -M.C.) biliyor muydun?





M. Mehmed Elî: Evet. Şimdi, Demokratlardan önce ben Silvan'da okuyordum. Birgün 'Mela Ehmedê Xasî var, yaşlı biridir; Zazaca mevlit yazmış' dediklerini duydum. 'Ondan nasıl bir nüsha alabilirim' diye düşündüm. Onu görmeye gittim. Şekil olarak biraz kısa boylu biriydi, fakat dolgundu. Pamuktan bir hırka giymişti. Allah tarafından boynu biraz eğikti. Gittim ve onu ziyaret ettim.W. K. Merdimîn: Ondan mevlit alabildin mi?M. Mehmed Elî: Hayır! Yoktu, alamadım. Sonradan nasip oldu, 'Hesen-Hüseyn', 'Qebra Tarî', 'Bedîüzzeman'... hepsini yazdım.Ben Bedîuzzeman'ın yanına gidip geldim. Dedim: 'Vallahi onun üzerine Zazaca bir kaside yazmalıyım, hiç olmazsa insanlarımız tanısın onu.' W. K. Merdimîn: O kasideyi hangi yıl yazdın?M. Mehmed Elî: Onun vefatından üç yıl önce idi, yani 1957'de.W. K. Merdimîn: Daha sonra ne yazdın? Sırasıyla gidersek... M. Mehmed Elî: Tarihleri hatırlamıyorum. Kitabımda var fakat şimdi yanımda değil. Fotokopilerini İsveç'e gönderdik. W. K. Merdimîn: Hesen-Huseyn kasidesi var. Bir de Yusuf û Zelîxa kasidesi var.





M. Mehmed Elî: Hesen-Huseyn kasidesi birdir, Kerbela Vakkası; Hazreti Hamza kasidesi (Uhut Vakkası) var, bir de Yusuf û Zelîxa...N. Celalî: Seyda, sen şiir yazdığında hangi şairin etkisinde kaldın? Şiir tarzın hangi şairin tarzıyla benzeşiyor? Mesela Melayê Cizîrî'yi okumuş musun?M. Mehmed Elî: Mesela Ehmede Xasî'nin mevliti elime geçmedi. Bu son yallara kadar da, ben şiirlerimi yazdım daha sonra elime geçti. N. Celalî: Fakat sen duymuştun, dinlemiştin...M.Mehmed Elî: Vallahi ben Mela Ehmedê Cizîrî'nin kasidelerini dinliyordum. Bakıyordum ses ve kafiye hoş şekilde uyuşuyordu. En çok ben Şêx Seydayê Cizîrî'den feyz almışım.W. K. Merdimîn: Senden önce -Meleyê Xasî'yi zaten biliyoruz- Zazaca yazan olmuş mu?M. Mehmed Elî: Eğer yazan olmuşsa da ben görmemişim, duymamışım. Fakat 'Ez bi bîsmîllahî îbtîda kena' ile başlayan mevlitten (Mela Ehmedê Xasî'nin Zazaca mevliti) babam birkaç kelime söylüyordu. O söylediği zaman içime öyle bir aşk doğuyordu ki, 'Ahh, şu mevliti bir görebilseydim' diyordum. Allah o mevlitin yüzünü göstermedi bana. Ben şiirlerimi tamamladım, daha sonra gördüm.W. K. Merdimîn: Şêx Selahaddin'in (Şêx Said'in oğlu -M.C.) 'Beyatname'si var. Duymuş musun? Eline geçmiş mi? Her ne kadar şiir değilse de Zazaca bir yazıdır.M. Mehmed Elî: Hayır! Hiç onu ziyarete gitmedim. Şêx Selahaddin Efendi memlekete geldi fakat onu görmeye gitmedim. Nasip olmadı. Birbirimizi göremedik.W. K. Merdimîn: Eserlerini ne zaman yazdın? Bedîuzzeman kasidesini 1957 de yazdığını söyledin. Mevliti ne zaman yazdın?

M. Mehmed Elî: Şimdi aklımda değil. Yalnız ben devamlı şekilde yazmadım. Peyderpey 23 yılda yazdım. Yani yazımı 23 yıl sürdü.N. Celalî: Seyda, biz Hun'a geldik, herkes Zazaca konuşuyor, fakat şiirlerle, kasidelerle, mevlite ilgili pek kimse yok. Bilhassa melleler pek ilgili değil.M. Mehmed Elî: Mellelerin bir kısmı bunları kabul etmiyorlar, 'şiir nedir ki, şiir makbul bir şey değil' diyorlar.N. Celalî: Şiiri mi makbul görmüyorlar yoksa Zazacayı mı?M. Mehmed Elî: Yok yok! Şiiri makbul görmüyorlar. Türkçe olsun, Zazaca olsun, Kurmanci olsun makbul görmüyorlar.Türklerde bir ahlak var: Böyle bir adamları olduğunda onu piyasaya çıkarıyorlar, sahip çıkıyorlar. Şimdi ben düşünüyorum, mesela bu şiirlerim, ben çok bekledim... Mela Mistefayê Ardurekî var, iyi bir melledir. Şiirlerimden birini verdim, ihanet etti, götürüp kaybetti. 'Kuvveyt'e gönderdim, biri orada basacak' dedi. Ondan sonra 'kaybetmişler' dedi. Sonradan ben duydum ki kendisi alıp imha etmiş.W. K. Merdimîn: Allah Allah!M. Mehmed Elî: Allah'tan ki yanımda bir nushası vardı. Bundan dolayı herkese güvenmiyorum.Kelxasî'den bir arkadaş geldi. Biz Elazığ'a gittik, üç-dört saat oturduk. Ben okudum, o banda kaydetti. Alıp İsveç'e götürdü. Bir müddet sonra, baktım İsveç'ten telefon ettiler, 'Ben Mehmet Uzun' dedi. Buradan, Ardurek'tendir. O Vate Dergisinde yayınladı. Fotoğrafımı da bastılar.N. Celalî: Sen Vate Dergisini görmüş müsün? Okumuş musun?



M. Mehmed Elî: Evet, görmüşüm.N. Celalî: Nasıldır? Sen bir şairsin. Vate'nin Zazacasını nasıl görüyorsun?M. Mehmed Elî: Zazacası güzeldir. Şimdi ben okul okumamışım. O Zazaca harfler (Latin alfabesi-M.C.) farklıdır. O oğlum var, siz gördünüz, o okuyor.W. K. Merdimîn: Senin yazdığın mevliti ezberleyen birileri olmuş mu? Bildiğin kimseler var mı, sizin köyden, sizin civardan?M. Mehmed Elî: Hayır, hayır! Yalnız Fuat Efendi, Mehmet Zeki Efendi'nin oğlu, O Bedîüzzeman Kasidesini ve 'Qesîdeye Qebra Tari'yi ezberlemiş, iyi biliyor. Sesi de güzeldir. Takrizi de o yazmış.W. K. Merdimîn: Ben mevlitini çok merak ediyorum. Çünkü hem kafiye olarak zengin hem de dili oldukça hoş ve güzeldir.M. Mehmed Elî: Evet, dili sadedir. Tahsili olan da olmayan da anlar. Niye öyle ben de bilmiyorum.N. Celalî: Hun biraz kapalı bir alandır, civar nüfus hepsi Zazadır. Zazacaları da sadedir, diğer dillerin etkisinde fazla kalmamış, oldukça hoştur. Palu Zazacası üzerine çalışan birileri olsa çok şeyler açığa çıkarırlar. Mesela sen biraz çalışmışsın üzerinde ve çok eser vermişsin.M. Mehmed Elî: Bir de ben hala da yazmaya devam ediyorum. Bazen birilerinden yeni bir kelime duyuyorum, 'Hele bir daha söyle!' diyorum. 'Fakat biz böyle demiyoruz' diyorum ben. O kelimeyi hemen kaydediyorum. Yazma biçiminde değil, hemen ezberime alıyorum, şiirde lazım olan yerde o kelimeyi kullanıyorum. Mesela Qerebegžn mıntıkası aynaya 'lîlik' diyorlar.N. Celalî: Şimdi Vate'deki arkadaşlar da şöyle diyorlar: 'Nerede Zazaca konuşuluyorsa, biz hepsini bir araya getirelim, farklı ağızlar birbirine yakın olsun, birbirini anlasın.'M. Mehmed Elî: Tabi, bizim kendi dilimize hizmet etmemiz lazım. Bunlar güzel düşünceler fakat insanın din-diyaneti de bilmesi lazım.





N. Celalî: Zaten bizde dindarların dil üzerinde çalışmasını istiyoruz. Böyle olursa başkası da çıkıp 'Bakın dindarlar bizi yalnız bıraktı, dilimize sahip çıkmadılar' demez. Dil nedir? 'Kelam'ın ismidir. Üstad diyorki: 'Her şey Allah'ın isimlerinin tecellisidir (esmau'l-husna).' Dil 'Kelam'ın isimlerinin tecellisidir. Mesela sende Allah'ın isimlerinden 'Kelam' ismi ve 'Wedüd' ismi tecelli etmiş. Bellidir.M. Mehmed Elî: Seyda bana bir kitap verdi, ben hala da okuyorum. 'We 'elleme Ademe esmae kulleha', Yani Allahü Teala her şeyin ismini Adem'e bildirdi. 700 dil öğretti. İçinde Zazaca var, Almanca var, Türkçe var... Hayret ediyorum ki bazı melleler hayırsızdır, tek bir amaçları var onların. 'Niçin siz filankesin peşinden gidiyorsunuz' diyorlar.N. Celalî: Hun'da senin çocukluğunda konşulan Zazaca ile bugün konuşulan Zazaca arasında fark var mı? Eski dil ile şimdiki dil birbirine benziyor mu?M. Mehmed Elî: Şimdiki Zazaca biraz değişmiş. İçine Türkçe kelimeler girmiş. Sen, Hun'un kapalı bir alan olduğunu söyledin. Fakat şimdi alış-veriş çoğalmış, eskisi gibi değil. Şimdiki gençlerimiz mesela, günlerin ismini unutuyorlar. Ben eskisi gibi kirê (kîrye, yewşeme -M.C.), dişeme, sêşeme, çarşeme, panşeme, yene (îne-M.C.), şeme diyorum. Evde kızım soruyor: 'Baba Salı hangi gündür?' 'sêşeme'dir' diyorum.W. K. Merdimîn: Zazaca farklı farklı yerlerde konuşuluyor. Bingöl'de, Dersim'de, Palu'da, Siverek'te...M. Mehmed Elî: Bakın, ben size söyleyeyim. Bingöl'de, Solhan'da Genç'te, Hani'de, Lice, Ergani, Çermik ve Siverek'in bir kısmında konuşuluyor. Ben bu yerlerin hepsini görmüşüm. Şimdi Palu merkezde Türkçe konuşuluyor. Seyyah Evliya Çelebi Palu'ya gelmiş, demiş:'Bir acayib şehre vardım, adına derler Palo.Kimi Zaza, kimi Zozo, kiminin de adı lo''Zaza biziz, 'Zozo' Ermenilerdir, 'lo' da Kurmanclardır.W. K. Merdimîn: Dersim ve Varto'da da Zazaca konuşuluyor. Bizim konuştuğumuz Zazaca ile ağız farkı var. Sen onların ağzını anlıyor musun? Hiç dinlemiş misin?M. Mehmed Elî: Anlaşılıyor tabi. Arada epeyce farklı kelimeler var. Mesela biz (yazıya-M.C.) 'nuşte' diyoruz, onlar 'azû' diyorlar. Seyid Rıza'yı idama götürmüşler, demiş: 'Domanê xo azû bander bikerê!' Yani, çocuklarınıza yazı öğretin. Seyid Rıza Türkçe bilmiyordu. Şêx Tahir Efendi (Şex Said'in kardeşi) diyordu: 'Seyid Rıza'nın sülalesi asil bir sülaledir.' Seyid Rıza'nın oğlunu da idam ettiler.W. K. Merdimîn: Zazaca'da muhtelif ağızlar var. Bildiğin gibi bölgeden bölgeye değişiyor. Bizim ile Palu, Siverek, Çermik arasında fark var. Herkes kendi köyünün diliyle yazarsa Standard bir dil oluşmaz. Biliyorsun, Türkçe'de 'İstanbul Türkçesi' var, yani yazımda onu esas alıyorlar. Şimdi Vate'de çalışanlar, hepsi üniversite bitirmiş, her biri birkaç dil biliyor, farklı farklı bölgelerdenler, fikirleri de farklı farklıdır fakat ortak bir platformda buluşmuşlar. Zazacayı yazılı Standard bir dil haline getirmemiz gerekiyor, diyorlar.M. Mehmed Elî: Bu iş borç kelime almadan olmaz. Palu Zazaları Bingöl Zazalarından borç kelime almaları gerekiyor. Hem fedakarlıkta bulunmaları gerekir hem de kabul etmeleri gerekir.

W. K. Merdimîn: Herkes aksi davranırsa, 'ille de benim köyümün dili' derse, olmaz. Senin bu fikrin çok önemli. Kimse 'var yok ben!' dememeli, fedakarlıkta bulunmalı.





M. Mehmed Elî: Hem borç hem de fedakarlık... Yani, kabul etmeliler. Fedakarlık kabullenmedir. Mesela benim şiirlerimde kafiye oluşmamış, ben Bingöl'den, Lice'den, Siverek'ten borç kelime almışım. Benim fedakarlık yapmam gerekiyor, kabullenmem gerekiyor. Bir yanda Zazaca var, bir yanda farklı ağızlar var.





W. K. Merdimîn: Dillerini öğrenmeleri konusunda sen gençlere neyi tavsiye edersin?





M. Mehmed Elî: Metodu ben size söyledim. Var olan ağızlar; Bingöl, Palu, Çermik, Siverek, Dersim... Fedakarlıkta bulunmaları lazım. Birbirinden borç kelime almaları lazım. Bizim dilimiz zengin bir dildir.





W. K. Merdimîn: Sen Hun'a geri döndüğünde, hangi dil ile ders verdin?





M. Mehmed Elî: Bazen Zazaca ile ders verdim. Hala da Cuma günleri Zazaca vaaz veriyorum. Ayet ve hadislerin anlamını Zazaca ile veriyorum. Araya Zazaca masal ve hikayeler koyuyorum.





W. K. Merdimîn: İmamlık döneminde de sen Zazaca ile mi vaaz veriyordun?





M. Mehmed Elî: Evet! 23 yıl boyunca ben Zazaca ile vaaz verdim. Hutbe resmi idi, sadece onu Türkçe okuyordum.





W. K. Merdimîn: Biz kendimizi kimseden üstün görmüyoruz. 'Allah bize bir dil vermiş, o dili konuşmak istiyoruz. O dille kendimizi ifade edelim' diyoruz.





M. Mehmed Elî: Bizim dilimiz çok güzeldir fakat ne yazık ki alimler bugüne kadar ihmal etmişler. Bazen misafirliğe giderim, yaşlı kadınlar kapı ardından vaazımı dinliyorlar, 'Çok melleler gelip vaaz verdiler, biz hiçbir şey anlamadık. Bu melenin ne dediğini anlıyoruz' diyorlar. Bundan anlıyorum ki benim Zazacam bozulmamış.





W. K. Merdimîn-N. Celalî: Allah senden razı olsun. Sana uzun ömürler ve sıhhat versin.





MURAD CANŞAD *









* Kırmanckide'den (Zazaki) Çeviren Kaynaklar :





Mela Mehemed Elî Hunij, Mewlid, Vate Yayınevi





Roşan Lezgin, Panele Mela Ehmede Xasi, Vate Dergisi, 32. Sayı.





Kaynak:gunluk.net
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://siyajan.yetkin-forum.com
 
Kirmanckî'de (Zazakî) yazı geleneği ve Mela Hunij -2-
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Yazının Altını ve Üstünü Çizmek !

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Sîyajan :: Zimanê Kurdî | Kürt Dili Ve Edebiyatı | Kurdish Language and Literature :: Kürtçe ve Lehçeleri :: ZAZAKÎ (Kirmanckî, Kirdkî, Dimilkî)-
Buraya geçin: