Sîyajan
Sîya Şevê ' ye Hoş Geldiniz /Hun Bi Xêr Hatin/Welcome

Eğer üye iseniz lütfen [url=siyaseve.yetkin-forum.com/login]giriş[/url] yapınız, eğer henüz üye değilseniz ve forumdan tam olarak yararlanmak istiyorsanız bizim [url=siyaseve.yetkin-forum.com/register]topluluğumuza katılabilirsiniz[/url]




 
PortalAnasayfaAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Ana Menü
Sîya Şevê
Ana Sayfa
Forum
Kurdi Rock | Kurdish Rock | Kürtçe Rock

Haberler
Biyografiler
Röportajlar

Çand| History| Tarih
Kürt Tarihi
Devletler ve Antlaşmalar
Müzik Tarihi
Basın Tarihi
Kronoloji
Kurdî | Kurdish | Kürtçe
Kürtçe ve Lehçeleri
Kürt Edebiyatı
Kürtçe Dersler
Portal
Tartışmalar
Yaygara
Köşe Yazıları
Extaralar
Resim
Anket
Video İzle
Sohbet
Reklam ver

En son konular
» doğmamış liderime rapor (soranice)
Salı Kas. 25, 2014 5:00 pm tarafından BAHADIR

» Merhaba ben BAHADIR
Salı Kas. 25, 2014 4:47 pm tarafından BAHADIR

» Mîr Bedirxan ( Bedirxan Bey) İsyanı
C.tesi Ağus. 11, 2012 10:04 am tarafından Sîya Şevê

» Fransa arşivlerinde Dersim olayları
C.tesi Ağus. 11, 2012 10:03 am tarafından Sîya Şevê

» Irak Kürt Hareketi
C.tesi Ağus. 11, 2012 10:01 am tarafından Sîya Şevê

» Denbêjlik
C.tesi Ağus. 11, 2012 9:50 am tarafından Sîya Şevê

» Êzîdîlik nedir ?
C.tesi Ağus. 11, 2012 9:47 am tarafından Sîya Şevê

» İnanç
C.tesi Ağus. 11, 2012 9:46 am tarafından Sîya Şevê

» Êzîdî Müziği
C.tesi Ağus. 11, 2012 9:44 am tarafından Sîya Şevê

Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma

Paylaş | 
 

 Ermeni (Fılle) Müzisyenleri ve Kürdistan Müziği

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Sîya Şevê
admin
admin
avatar

Mesaj Sayısı : 426
Kayıt tarihi : 01/01/10

MesajKonu: Ermeni (Fılle) Müzisyenleri ve Kürdistan Müziği   Salı Nis. 24, 2012 8:48 pm

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Aram Tigran’ın ölümü sonrası kendisiyle ilgili değerlendirme yazıları yazıldı. Kullanılan cümlelerden biri ise şuydu; «Ermeni başkenti Erivan’da değil, Kürdistan’ın başkenti Amed’de gömülmek istedi.» Tarih bilgisi olmayan kişiler detaylı araştırıp, yazmayınca okurlarını yanıltıyorlar. Aram niye “Tigran” soyadını kullanıyordu? Tigran soyadı ermeni ulusu açısından hangi tarihi anlamı taşımakta? Latincesi; Tigranocerta. Ermenicesi; Tigranokert-Tigranakert “Տիգրանակերտ-Dikranagerd » Tigranokert; ermeniler için “Batı Ermenistan-Batı Hayastan”ın başkenti, Kürdler için ise Diarbekir ya da Amed ve Kürdistan’ın başkenti.
Tigranokert millatdan önce 78-75 yıllarına doğru Büyük Tigran II. tarafından kurulur. Büyük Tigran II., Pontus kralı Kürd asıllı Mithridate VI, ın kızıyla evlidir. Mithridate VI., Roma’ya yenilince, Büyük Tigran II.ye sığınır. Lucius Lucullus, Ermenistan’dan Mithridate VI. nın sınırdışı edilmesini ister. Savaş başlar. Roma Ordusu, Tigranakert’ı yakıp yıkar. Mithridate ve Tigran II. birlikte 70.000 kişilik ordu ile Roma Ordusu’na saldırırlar. Şehri yeniden ele geçirirler. Roma Ordusu büyük kayıplar vererek Nizip’e çekilir.
Kimlik, ulusal müzik ve ulusal değerler bağlantısı sömürgecileri yasaklar koymaya, var olanı dejenere etmeye, yok etmeye doğru yöneltir. Onlar müziğin birey üzerindeki etkileyici gücünü, kimlikleri koruyucu sihirini tespit etmişlerdir. Bundan dolayı genelgeler yayınlarlar, kanunlar çıkarırlar.
1930 yılının başlarında T.C. İçişleri Bakanlığınca Kürdlerin yaşadıkları bölgelere bir gizli emir gönderilir. Şark Islahat Planı doğrultusunda hazırlanıp Kürdistan illerine gönderilen bu gizli emrin 9. maddesinde şöyle denmektedir; “ Türklüğe ve türkçeye pay ve paye vermek som türklüğün ve özellikle türkçe konuşmanın yalnız şerefli olduğunu değil, maddeten karlı olduğunu da kendilerine doğrudan göstermektir.”
12 madde de ise ; “ Kıyafetin, şarkıların, düğün, toplum gelenek ve göreneklerinin de milliyet ve ırk duygularını daima uyanık tutan ve toplumları geçmişlerine bağlayan bağlar olduğu unutulmamalı. Bu nedenle lehçeyle birlikte bu aykırı gelenekleri de fena ve zararlı görmek özellikle kötü göstermek, özellikle dillerini, adetlerini ve dileklerini türk yapmak, türkün tarihine ve bahtına bağlamak her türke düşen önemli ve milli görevdir.” denmekte.
Tigranakert’li Aram Tigran 15/01/1934 de, Kürdistan’ın Küçük Güney parçasın da Qamışlo kentinde dünyaya gelir. Mêloyê Sakê(Serkîs) in oğludur. Aslen Kuzey Kürdistan’ın Ferqin-Silivan bölgesindendir. Soykırım mağdurudur. Tigran çocukluğundan itibaren müziğe tutkunluğunu belli eder. O, 53 yıllık müzik yaşamında 230′u kürdçenin kurmanci lehçesinde, 7’si kürdçenin kırmançki-dımıli lehçesinde, 150’si arapça, 30′u türkçe, 10′u süryanice, 8′i yunanca, olmak üzere 650 parçayı dillendirir.
Aram Tigran, Hayastan’ın, Kürdistan’ın sesidir. Onun adı doğduğu toprakları, Tigranakert’i-Amed’i ve bütün Hayastan müzisyenlerini çağrıştırır. Tigran’ın ulusunu jenosidden geçirenler, bu insanın ailesini sürgünde yaşamaya mecbur edenler, cansız bedeninin Amed topraklarına gömülmesine izin vermediler. Onun vatanına gömülme istemine “hayır”la cevap verdiler. Peki niye?
1- T.C. sömürgeci yöneticilerinin onun kendi topraklarına gömülmesine izin vermemelerinin temelinde 1894-1923 sürecini kapsayan ermeni jenosidlerini inkar, geçmişi gizleme, iz bırakmama politikası yatıyor.
2- Tigran kürdçe söylemekle kürdlüğe değer vermiş, kürdçeyi korumuş, kürdün asimile olmasını engellemiş, cümbüşüyle metalden koruyucu bir set oluşturmuş, kürdü düşünmeye, anlamaya, algılamaya doğru iteklemiştir.
3- Aram Tigran, Komitas Vardabet, Garabet Khaçhaturian, Aram İlitch Khachaturian’ın müziklerinin ruhsal, ulusal, dilsel ve kültürel etkileri tartışılmaya değer. Onlar, yok edilme havuzlarına doldurulan kürdü görmüş ve gökyüzünün yıldırımları gibi şiddetli, sarsıcı, özüne dönderici kıvılcımlar yayarak oluşturulan karanlığı delmeyi başarmışlardır. Onlar, Kürdlerin milli benliklerini kaybederek pan-turanizme yem olmalarını önlemişlerdir. Aram Tigran ve onun esin kaynağı olan Komitas Vardapet, Aram Khaçatourian, Garabet Khachaturian’ın müzikleri Kürd ulusal kimliğinin, kültürünün, dilinin yaşaması, korunması için büyük katkılar sunmuşlardır.
Aram Tigran, Komitas Vardabet, Garabet Khaçhaturian, Aram İlitch Khachaturian, Vahram Papazian, Sergey Parajanov, William Saroyan, Alexander Tamanian, Avetik Isahakian, Vahan Terian, Hovhannes Abelian, Hrachia Nersisian’lar Dicle ve Fıratın hayat veren kaynakları, Ararat-Agıri dağının doruklarında pırıl pırıl parıldayan kar gibi tertemiz, saf, dillerin ve kültürlerin yaşam kaynaklarıdırlar.
19.cu yüzyılın sonunda, 20, 21 yüzyıllarda Ermeni ulusu mensubu müzisyenlerin Kürdistan müziğine katkıları, bu katkıların dilimiz ve kültümüze yönelik özü koruyucu etkileri, fars, arap, osmanlı-türk kültür emperyalizmine karşı duruşları detaylı olarak açıklanmalıdır. Tigran’ın müziğinin her kelimesi halklarımızın kutsallaştırdıkları dağları, ırmakları kadar etkileyici, akıcı, öğretici, koruyucuydu.



Aram Tigran’ı müziği meslek olarak seçmeye götüren ilk nedenler nelerdi? Onun müziğinin doğuşu neye, hangi kaynaklara dayanıyordu, esin kaynakları hakkında neler biliyoruz? Tigran, hangi noktadan başlangıcı yapmıştı ve hangi menzile doğru ilerliyordu? Kimlerden, nasıl etkilenmişti? Müziği sadece bizim bilgimiz, duyumumuzla mı sınırlanıyor, yoksa düşünce ve duyumun sınırlarını aşıyor mu? Müzik ile felsefe arasında ortak temel özellik nedir? Müzik ile felsefe arasındaki temel bağlantı matematiksel bir bağlantı mı? Bu konuda düşünürler ne diyorlar ?
Atina şehri bir müzisyenin ölüm haberiyle yine gündeme geldi. Bu şehir de, Sokrates, Platon, Aristoteles, Epikuros bir yandan yaşam ile ölümü yorumlarlarken öte yandan, müzik ve şiir sanatını da yorumladılar. Felsefeciler, müziğin insan ruhu üzerindeki etkisini irdelediler. Tigran’ın ölümü müzikal biçimlerin ve müzikal eğitimin insanlarımızın sosyal bilinçleri üzerindeki etkilerini açıklama, ermeni müzisyenlerin bu bilinç formlarındaki etkilerini, yerlerini görmek, öğrenmek için vesile oldu.
Ermeni müzisyenlerin kürd müziğine yaptıkları katkılardan bahsederken Tigran’dan önce Komitas adlı kürd ulusunun dostunun yaklaşımını ele almak gerekir. Komitas, sıradan bir müzik uğraşanı değildir. Bir akademisyen, bir müzik bilginidir. Komitas kürd müziğine katkılar sunar. Onun pratik takipçisi Aram Tigran’dır. Onun müziğinin sadeliğinin kaynağında Komitas’ın kuramsal müzik dehası yatar. Tigran’ın müzik sanatı üzerine konuşabilmek, yazabilmek için müzik bilgisine sahip olmak ve onun esin kaynaklarına inebilme becerisini gösterebilmek, analiz gücüne, yeteneğine sahip olmak gerekir.

Hay müziği ile kürd müziği arasında bağlantı var mı? Komitas hangi nedenlerden dolayı üç bine yakın kürd müzik parçasını toplama gereği gördü? Bu çalışma da hedefi neydi? Hayastan yöneticileri bu büyük dehanın çok önemli bir düzeyde bulunan kürd müziği incelemesini dünya kamuyuna, ilgili okurlara, dinleyicilere duyurmaktan, tanıtmaktan niye kaçınmaktalar? Dinlenmesini, bilinmesini, tartışılmasını kimler, niye, hangi nedenlerden dolayı istemiyorlar? Kürd müzigi, ermeni müzigi olarak mı sunuldu?

Komitas biliyordu ki, komşu halkın, kürdün kırsal alana yayılan müziği psikolojik, sosyal, tarihsel, kültürel derinlik açısından etkileyici anlamlar taşıyor. Bundan dolayı kırsal alana çıkıp, köy köy dolaşıp, parçaları dinler, yazar, arşivlemeye başlar. Kendisinin bilimsel-akademik çalışmasının temelinde kürd müziğinin derinliği, etkileyiciliği, kültürel-sanatsal yönü varlığını his ettirir. Jean Jacques Rouseau’nun müzik sanatına yaklaşımı ile Komitas’ın kürd müziğine yaklaşımı ortak özellikler taşır. Komitas için kürd müziği doğal bir zenginliktir. Bu zenginliğin akademik anlamda değerlendirmeye tabii tutulması, yorumlanması, korunması gerekir. Düşüncesi ve yaklaşımı takdire şayandır.
Müzik, toplumsal yaşamla yaşıttır. Her toplumun, her ulusun kendisine özgü müziği vardır. Müzik aynı zaman da toplumun aynasıdır. Toplumu sosyolojik, psikolojik, tarihsel, kültürel.....anlamlarda tümüyle yansıtır. Kürdistan müziği 19.cu yüzyılda Komitas Vardabet’in bilimsel-akademik çalışmasının konusu olur.
Komitas Vardabet’in müzik felsefesinin etkisini sanatsal plana indirgeyen Tigran’dır. Müzik sadece ses ve şiir değildir. Aynı zaman da yazımsal matematiksel uyumdur. Sesi duyguyla bütünleştiren müzik aletleri etkiyi artırırlar. Müzik de teoriyle pratiği birbirine bağlayan ise Tigran’ın içtenliği, duyarlılığı, parçayı okurken o anı yaşaması, sanatsal becerisidir. O, kendisinde çağrışım yapmayan, ilk okuduğu anda kendisini etkilemeyen parçaya emek vermez, müziğini bulma, uyarlama çalışmasına girişmez. Başkalarına ait parçaları da okumaz. Ona özgü eserler başkaları tarafından okunur. Bu durum kendisinin müzik yaşamına ait ilkelerden birisidir.
Müzik sanatını felsefi açıdan ele almak gerekir. Bunun için Platon, Aristoteles, Jean Jacques Roseau’nun müzik konusundaki görüşlerine değinmek aydınlatıcı olur. Platon, Politheia adlı eserinde, Sokrates’in sorduğu soruyu şöyle dile getirir. « O halde müzik insan eğitimin en temel kesimini oluşturur. Zira harmoni esas olarak insan ruhuna dokunur, etkiler, insan ruhunun sevinci olarak insanın onurlu yetişmesine katkıda bulunur. »
İyi bir ritm, moral etik eğitimsel rolünü dilbilimsel olarak oynar. Platon Timée diyaloğun da « Müziğin amacı güzel olana, iyi olana ermektir, ulaşmaktır». der. O, « Seslerin doğasını inceler. » Platon’un öğrencisi olan Aristoteles ise “Politika” adlı eserinde müziği eğitimin temel hareket noktası yapar. « O halde çocuklara vokal müzik ile enstrumental müziği öğretmek gerekir.»
Eğitim kuramının devamı olarak Aristoteles’e göre « Uyum ve rithm seçeneği çocukların eğitimine girmek zorunda. Müzik parçaları üç türlüdür; moral, canlandırıcı, tutkulu. Birinci tür parçalar eğitimin esasını oluşturur. Harmoniye gelince. Biz daha çok diğer uyumsallıklar arasında Dor uyumuna özel bir değer atfediyoruz.»
Anatolia’da yaşayan eski halklardan üçü müzik konusunda esas olarak alınıyorlar. Dorlar (oi doroi), Karlar (oi karoi ), Pelasgoylar (oi pelasgoi). Bunlar Mezopotamya ve Anatolia halklarıdırlar. Platon ve Aristoteles’in dışında Pyhthagoras’a göre müziğin felsefi temellerinden biri matematiksel olandır. Platon, müzik ile matematik felsefesi arasındaki bağlantıyı « İnsanlar hem kendilerinin, hem de aletlerin sesleriyle bir şeyler dile getiriyorlardı.» cümlesiyle açıklar. Orfeus; « Müzik baharın güzelliğidir.» der.
Greklerin, Ermenilerin ve Kürdistanlıların dansları arasında ortak özellikller, renkler vardır. Dor dansı greklerin olduğu kadar bizim ve Hayastanlıların da govendidir. Komitas’ın, Tigran’ın müziğini ermenice ve kürdçenin kurmanci, kırmançki lehçelerinde dinleyince ortak bir ritm fark ediliyor.
Müziğin şiirine gelince; Aristoteles şiiri ikiye ayırır; “Dramatik şiir, trajik şiir.” Jean Jacques Rouseau’nun dil yetisi ile müzik arasında bağlantı kurması tesadüfi değildir. Ona göre « Kuşlar öter, sadece insan şan söyler.»
J .J. Rouseau için «Ulusal özellik, dil özelliğidir. Tüm ulusal müzikler kaynaklarını dil ilkesinden alırlar. Bu ilke aynı zamanda dili oluşturan özelliktir.» başka bir değişle “Müzikal uyum (harmonie) hem doğasal dilselliği, hem de evrenselliği içerir. Harmoni dilin doğadaki ilkesi olduğundan bu ilke bütün ulusların dilleri için de geçerlidir.”
Ermeni müzisyenlerin Kürdistan halkını köklere bağlayıcı, canlandırıcı, moral sunucu etkileri inkar edilemez. Tigran’ın seslendirdiği “Zimanê Kurdî” dil-ulus bağlamında tarihsel olarak belirleyici olan parçalardan birisidir. Tigran, Komitas Vardapet, Garabet Khaçaturian Kürdistan müziği üzerinde çalışma yaparlarken değişik enstrumanlar kullandılar.

Aram Tiran’ın elinden düşürmediği cümbüş, rum-greklerin “cithare” ile “flüt”üdür. Afrika’da “taxn-tarn”, Hindistan’da ”tampura” ya da “ek-tara”, “serinda”, Endonezya’da “sando”. Biz de “düllü-qavale”, “qamise”, “fitike”, “vilike”, “qanqol”, “tomur-tembur”, “dool-daul”. Aram Tigran parçalarını seslendirirken, elinde cümbüşüyle yönetirken, kendisine eşlik edenlerse ud, keman, saz, kanon, def, davul, duduk, kaval, tulum, zurna, kemençe, tar kullanırlardı. Parçaya göre gerekli olan alet seçilirdi. Tigran’ın parçaların da en temiz, orijinal kürdçe dinlenilir, öğrenilir, öğretilir. Tigran’ı dinlerken kürd müziğinin bir giyside renkleşip, bütünleştiğini görüyoruz.
Wagner, Rhin’in “altın resmi”ni müziğe nasıl işliyorsa, Tigran’da temiz kürdçesiyle Dicle ve Fıratı öylece ölümsüzcesine güzelleştiriyor. Tigran’ın “Newroz ateşi”, Igor Stravinski’nin “Kutsal ilkbaharı”ndan daha etkileyicidir. Stravinski’nin balesinin uyandırdığı heyecan, Tigran’ın cümbüşünün yarattığı çoşkudan daha coşturucu değil. Stravinski’nin “Kutsal bahar”ı Rusya’nın klasik balesiyle bir kopmayı yaşatsa da, Newroz govendi kadar devrimci, sarsıcı değildir. Tigran’ın çığlığı, haykırışı Kürdistan dağlarında mekanını, yankısını buluyor. “Çiyaye Gabaro”, “ Ez Kurdistan ım” “Em hatın” “Kula dılê mın welat” içerik ve etkileyiciliklerinin yanısıra, Kürdistan doğasının özgürlük sevdalılarına ev sahipliği yaptığını, koruduğunu, kolladığını kanıtlıyorlar.
Tigran’ın kafese kapatılmış bir bülbül de simgelediği parça özgürlük tutkusunu, toprağına olan özlemini, geçmiş ve bugün bağlantısını, yaşanılan gerçekleri çağrıştırması bakımından önem arz ediyor. Kafese kapatılmış, sürgüne mecbur edilmiş, vatan özlemi çeken göçmen bülbül kendisidir. Kendisinin nezdinde soykırıma uğramış ermeni ve kürd uluslarıdırlar.
Hey lê lê wayê gidî bilbilo, wî bayê lêxist hêlîn tev xirakiro, perîşano, de sêwiyê, muhaciro!
Tigran sıradan insanların, halkın hislerini okumayı tercih eder. Halkın sanatçısıdır. Halkla iç içedir. Halkın hislerini dillendirir; Şevı tari, nivê şevê xewa şirin, ew zalim çıma nayê, dılê mın kır birin, ew hesreta nava dilê mın da tev bû girin, jı girinan çavên mın werımin.”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://siyajan.yetkin-forum.com
Sîya Şevê
admin
admin
avatar

Mesaj Sayısı : 426
Kayıt tarihi : 01/01/10

MesajKonu: Geri: Ermeni (Fılle) Müzisyenleri ve Kürdistan Müziği   Salı Nis. 24, 2012 8:50 pm

Komitas Vardapet

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


Soghomon Soghomonian Komitas Vardabet 1908’de yazdığı kendi özgeçmişinde « Ben 26 Eylül 1869’da Küçük Asya’nın bir kenti olan Kütahya’da dünyaya geldim. Soghomon adıyla vaftiz oldum. Babamın adı Georg Soghomonian dur. Kütahya’lıdır. Annemin adı Tagouhiğ Yovhannisian’dır. Bursalıdır. Her ikisi de Ermenidir. Ünlü türkücüdürler. Zira annem, babam ve amcam Yaroutiun Soghomonian, St-Thodoros kilisesi yerel korosunda tanınıyorlardı.»der.
Komitas’ın şehri Kütahya, XV–XVIII. yüzyıllar da fayanslarıyla tanınan bir kent. Burus-Bursa, Balıkesir, Afyon ve Kütahya’da toplam 119.000 Ermeni yaşar. Cıvarda pek çok kilise ve ermeni kurumu vardır. Kürd kökenli Vali Fayik Ali Bey’in 1915’de Konstantinople’dan gönderilen karara karşı çıkması sonucunda, Kütahya’da yaşayan 3.058 Ermeni öldürülmez ve göçe zorlanamazlar. İttihatçı-Kemalist güçlerin 1922’de ki baskıları sonucu Kütahya Ermenileri Tavşanlı ve Virancık’ı terk etmek zorunda kalırlar.
Komitas « 1870’de annemi ve 1880’de babamı yitirdim. 1876’da öğrenime başladım. İlk dört ana sınıfı bitirdim. Babam, 1880’de eğitimi tamamlamam için beni Bursa’ya yolladı. Babamın dört ay sonra ölümü üzerine öğretim yılını bitirmeden Bursa’dan geri döndüm. Annem ve babamın ölümünden sonra eğitimimi babaannem Mariam üstlendi.»bilgisini veriyor.
Komitas, 1881’de Georrg Derdzakian Sainte Ejmiatzin’e dini görev için çağrılır. « 15 Eylül 1881’de Gregorian Theoloji Seminerine yazıldım ve 1882-1893 akademik yılını başarı ile bitirdim» der. O, daha sonra “Papaz” ünvanını alır. Bir yıl sonra Georrg Derdzakian Sainte Ejmiatzin Patrikhane Papaz Okulunda müzik hocası olur. Onun moral koruyucusu Catholicos Khrimian adlı bir müzisyendir. O, müzik bilgisini geliştirmesi için Ermeni kültür merkezi olan Tiflis’e gönderilir. Orada Chrisdapor Kara-Mourza(1853-1902), Makar Ekmalian (1855 – 1905) adlı müzisyenlerle tanışır.
« 1896’da ünlü yardımsever olarak bilinen Alexander Mantashian’ın yardımıyla müzik öğrenimimi tamamalamak için Berlin’e gittim. Orada dünyaca tanınan violonist aynı zamanda Berlin Kraliyet Müzik Okulu Dekanı olan Joseph Joachim’den keman dersleri aldım. Joseph Joachim bana müzikolog ve özel konservatuar rektörü Richard Schimidt’in kurumunda öğrenim görmemi tavsiye etti. İyi ki ben konu ile uyum içindeydim ve soruna vakıftım, üç yıl boyunca bay Schimidt’ın sağlam kurumunda 1896’ dan, 1899’a kadar kuramsal dersleri ile pratik uygulamalarını öğrendim.»
Komitas, lisans eğitiminden sonra Prof.Richard Schimidt denetiminde Kürd Müziği üzerine doktora çalışmasına başlar. Kendisinin de belirttiği gibi « Prof Richard Schimidt’la çalışırken, aynı zamanda Berlin Kaiser Fredrich Willelm Kraliyet Üniversitesi’nde tam gün felsefe öğrenimine başladım. Böylece orada müzik felsefesi tarihi araştırma derslerimi bitirdim. Prof. Heinrich Bellermann ve George Friedlaender benim hocalarımdılar. »
O, 1899’da Berlin Kaiser Fredrich Willelm Kraliyet Üniversitesi Müzikoloji Bölümünde, Prof. Richard Schimidt yönetiminde, Prof.Oscar Gleischer, Prof.Heinrich Bellermann ve George Friedlaender’den oluşan akademik jüri önünde kürd müziği üzerine hazırladığı müzikoloji doktorası tezini savunur. Komitas, müzikoloji doktoru ünvanını alır. 3000’e yakın parçanın, ezginin bestesini yapar.

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Sirvant Kazanciyan Komitas’la ilgili olarak “ Müzikoloji dersleri alır ve bununla birlikte felsefe eğitimini görür. Üç yıl sonra doktor ünvanını kazanır.” bilgisini veriyor. Yapılan akademik çalışmanın, doktoranın konusu ile ilgili açıklama yapmıyor. Bilgi vermemesi düşündürücü! Komitas’ın bazı deneme ve yazılarını 1994’de inglizceye çeviren ve 2001 yılında “California Komitas Essays And Articles” başlığı altında yayınlayan çevirmen Vatsche Barsoumian, Komitas Vardapet’in 1908’de yazdığı Otobiografisine bir dip not düşüyor ve Kürd melodilerinin Moskova’da yayınlandığını belirtiyor.
Sirvat Poladian;“ Komitas and his contribution to ethnomusicology” adlı araştırmasında, Komitas’ın «1916’da, Konstantinple’da hastaneye kaldırıldıktan sonra 4.000 parçadan oluşan kürdçe, ermenice ve osmanlıca müzik çalışmasını içeren kitapları paket halinde Konstantinople Ermeni Patrikhanesine teslim ettiğini» belirtiyor ve « Ne yazık ki bu değerli belgeler, incelemeler araştırmalar, Konstantinople Ermeni Patrikhanesi tarafından satılmıştır.» diyor. Sirvat Poladian’a göre en trajik olan durum; binlerce parça üzerinde yapılan çalışmaların, değerlendirmelerin ve bu çalışmaların dile getirdikleri gerçekliklerin yok edilmesidir.
Konstantinople Ermeni Patrikhanesi’nin dünya kültür mirası olan Komitas’ın çalışmalarını satması Kürd ulusuna ve değerlerine olan yaklaşımı gösteriyor. Korumaya alma değil, satma! Dini kurumun sorumluları bu reaksiyonu gösterirlerken, bilim ve bilimsel kurumlar adına hareket edenler de, bilimsel-akademik bir çalışmanın inkarına gidiyorlar. Çalışma gizleniyor.
Bu insan sadece kürd müziği ile ilgilenmez. Kendi ulusunun müziği ile de ilgilidir. O, eski müzik de çözümlenmemiş olan şifreleri dahice bir biçimde çözümlemiş bir müzik bilginidir. Onun bu yönü, yaratıcılığı, çalışmaları uluslararası alan da tanınan müzik uzmanları tarafından takdirle karşılanır, karşılanıyor. Kendisi müzisyendir. Diğer yandan da dini bir şahsiyettir. Dini müzik de bu dahinin çalışma alanı içindedir.
Ermeni Patrikhanesi, dini sınıf, Etchmiadzin’dekiler, Konstantinopl’dakiler Komitas’a hangi nedenlerden dolayı tepkisel yaklaştılar? Niçin Komitas’a hak ettiği değeri vermediler ve yardımcı olmadılar? Tek sebep onun komşu halkın kürdün müziğini ele alması, bu konu da akademik çalışma yapmasıdır. Bir yanda Hristiyanlığın dini kurumu görevlilerinin son derece tutucu, gerici, ırkçı yaklaşımları, diğer yan da ittihatçıların pan-turanizmi, pan-islamizmi! Komitas hak ettiği makama oturamaz, hak ettiği değeri göremez, olması gereken şekilde yaşayamaz. O, fazlasıyla zorlanır, hırpalanır, çalışmaları engellenir, her iki kesimce cezalandırılır.
İttihad-ı Terraki Cemiyeti-Partisi mensuplarının soykırım politikası her kesimden, meslekten insanı boğucu seline atar ve can damarlarını keser. Komitas, 13 Nisan 1915’de Konstantinopl’da 300 koro elemanının yer aldığı görkemli bir müzik, sanat şöleni düzenler. 24 Nisan 1915’de ise Talat Paşa’nın emriyle Komitas ve 799 Ermeni ulusu mensubu tek tek gözaltına alınıp, Çankırı toplama kampına gönderilirler.
Komitas; hümanist, sanatçı, sanat sevdalısıdır. İttihatçıların ırkçı uygulamalarına, toplama kampı oluşturulmasına, toplu sürgünlere, ulusunun jenosidden geçirilmesine bir türlü anlam veremez, neden bulamaz. O, yol güzergahında yapılanlara tanık olur, bizzat yaşar. Toplama kampında ağır işkencelere maruz kalır. Bu işkencelerde hedef onu diri ölü yapmaktır. Sonuçta psikolojik olarak ağır darbeler alır.
Komitas Vardapet’ı tanıyan etkili çevreler ittihatçılara baskı uygularlar. O, toplama kampından bırakılır. Konstantinopl’da askeri hastaneye kaldırılır- fransız hastanesi olmalı- Komitas, gördüğü işkencelerden dolayı mesleğini yapabilecek durumda değildir. Sanatçı yaratımından, üretimden düşürülmüştür.
1919’da, Paris’e götürülür. Villejuif Psikiyatri Kliniği’nde tedavi altına alınır. Paris’e götürülüşü sonucu değiştirmez. Toplama kampı görevlilerinin oluşturdukları kalıcı izler onu esir alırlar. 20 yıl ruh sağlığı hastanesinde kalır. 22 Ekim 1935’de Villejuif Psikiyatri Kliniği’nde ölür. O, işkencecilerin, jenosid mimarlarının darbelerini can verene kadar bedeninde taşır ve iyileşemez. 1936’da cenazesi Erivan’a götürülür. Kaldığı pisikyatri hastanesinde neler anlattığı, nasıl bir tedavi gördüğü ayrı bir araştırma konusudur. Ne yazık ki kendisi hak ettiği şekil de Kürdistanlılar tarafından tanınmıyor, bilinmiyor. Eserleri dinlenilmiyor.



Dini kurumlar hep savaşlara neden olmuşlardır. Pratikleriyle milyonlarca insanın ölümüne zemin hazırlamışlardır. Sevgisizlik, tahamülsüzlük ekmişlerdir. İnsanları şekilci, kalıpçı yapmışlardır. Her dini kurum kendisinden öncekine karşıdır. İnsanlar karşı karşıya getirilirler. Hristiyanlık; Musevilige, Musevilik; Hristiyanlığa, Muhametçilik; her ikisine karşıdır.
Konstantinople Ermeni Patrikhanesi görevlileri kürdlere sempatiyle yaklaşmazlar. Görevliler hangi amaçla Komitas’ın çalışmalarını sattılar? Bu satılan çalışmaların arasında Komitas’ın doktora tezi var mıydı? Konstantinople Ermeni Patrikhanesi’nin tutanaklarında kime neyin satıldığı belli mi? Konstantinople Ermeni Patrikhanesi görevlilerinin Ermeni Jenosidini kapsayan arşivleri “Küdüs Yahudileri”ne verdikleri doğru mu? Ermeni Jenosidini kapsayan arşivlerle birlikte, Komitas’ın korunması amacıyla kendilerine verdiği arşiv de mi satıldı? “Kudüs Yahudileri” satın aldıkları arşivleri korumaya aldılar mı? Komitas’ın müzik doktorası nerede?
Paris’de yaşayan ve Komitas’ın müziği üzerinde çalışmalar yapan şair Archag Tchobanyan’ın ölümünden sonra kendisine ait arşivi Erivan’a götürülüp, Ermenistan Bilimler Akademisi’ne teslim edilir. Archag Tchobanyan’ın arşivi arasında Komitas’ın kürd müziği üzerine yaptığı doktora tezinin olmaması mümkün değil.
Ermenistan Bilimler Akademisi Sanat Enstitüsü Müzikologu Prof. Robert A. Atayan tarafından 1969’da, Komitas’ın 100.cü doğum yıl dönümü nedeniyle seçilmiş olan 1.200 melodinin yayınlandığı belirtiliyor. Matenadaran’da toplam 30.000 elyazmasının var olduğu açıklanıyor. Bu 30.000 el yazmasından 4.000’i Komitas’ın mı? 4.000 parçadan, 1.200’ümü seçildi? Erevan Komitas Arşivinde neler var? Matenadaran’daki 10.000 tane müzik el yazması arasında Komitas’ın çalışmaları, akademik araştırması var mı?
“Kürd müzisyen” sıfatını taşıyanlar niye bu çalışmaları bulmak için çaba harcamıyorlar? Musevi inancını benimseyen kürdler İsrail’de ki arşivleri, partikhane görevlilerinin sattıkları belgeleri inceleyebildiler mi? Konudan haberdarlar mı? Kürdler niye Komitas’ı akademik araştırma konusu yapmıyorlar?

Sadece güzel bir sese sahip olan, müzik bilgisi, genel kültürü olmayan, pazar arayan, müziği meta haline getiren kişilerin sıfatları “sanatçı”. Bu kişilerin müziği, sanatı temsil ettikleri ortamlarda Komitas gibi bir deha tanınmıyor, bilinmiyor. Sıfatları sanatçı olanların bu şahsiyetin kürd müziği konusundaki çalışmalarını, katkılarını, emeğini, getirdiği sadeliği, karşılaştığı zorlukları bilmeleri gerekir.
Kürdler, Komitas’ın kürd müziğini işlediği bütün sayfaları bulmak zorundalar. Kürd müzik tarihi açısından önemli. Çalışmalar, çalınan, komşu halklara mal edilen parçaların tespit edilebilinmesi açısından da önemli. Kürdler de savaşlar, çatışmalar, direnişler.....şiirleştirilir. Geçmiş tarihi, gelişmeleri öğrenmek açısından da önemli. Tabi ki dilimizin korunması açısından da. Bugünkü dilbilimcilerin kullanabilecekleri en temiz arşivlerden biri.
Komitas’ın getirdiği sadelik, öz Tigran’ın parçalarında görülüyor. Tigran’ın, Komitas’tan etkilendiği ve rehber olarak aldığı Komitas’ın kendi sesi dinlendiğinden çok rahat anlaşılıyor. Aşağıdaki adresler de dinlemek mümkün.

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://siyajan.yetkin-forum.com
Sîya Şevê
admin
admin
avatar

Mesaj Sayısı : 426
Kayıt tarihi : 01/01/10

MesajKonu: Geri: Ermeni (Fılle) Müzisyenleri ve Kürdistan Müziği   Salı Nis. 24, 2012 8:53 pm

Garabet Khachaturian : (1900-2005)

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


1894-1923 dönemini kapsayan ve Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde gerçekleştirilen Ermeni jenosidi halklar arası sevgisizliği tetikler. Askeri imparatorluğun padişahının yeni ordu düzenlemesi halkar yararına değildir. Yeni ordu düzenlemesi ve oluşturulan gergin ortam sakat, dul, yetim, açlık, nüfus azalması demektir. Bu ortam da büyüyen bir ermeni asıllı ses sanatçısı ve kürd müziği ustası da Xerzan’lı Garabet Khachaturian’dır.
Recep Maraşlı “Ermeni Ulusal Demokratik Hareketi ve 1915 Ermeni Soykırımı” adlı eserinde Garabet Khachaturian’yla ilgili olarak bizleri bilgilendirir.« Kürt dengbejlik geleneğinin ünlü ustalarından Garabet Khachaturian’da tüm ailesini 1915 soykırımında yitirmiş bir Ermeni yetimidir, bir soykırım mağdurudur. 1900 yılında Xerzan’da doğan Garabet Khachaturian, Sultan II. Abdulhamid, Ermeni, Yezidi ve Asurlara yönelik katliam fermanını uygulamaya koyduğunda yedi yaşındadır. Köy yakmalar, toplu katliamlar ve tecridin günlük yaşamın bir parçası olduğu o günler için Garabet Khachaturian, "Hamidiye askerlerine her yerde ölüm melekleri de eşlik ediyordu. Ana evladına sahip çıkamıyordu. Hepimiz kıyamet gününün geldiğini düşünüyorduk." diyor. 5 kişilik ailesini kaybettiği 1915 yılının 1 Mayıs gününü ise şöyle anlatıyor." Önce köpeklerin sesini, sonra da kapı sesini duyduk. Tahta kapımıza çok sert vuruyorlardı. Kapıyı açmak için ben gittim. Silahlı üç adam dışarıda duruyorlardı. Kürtçe konuşuyorlardı. Herkesi, köyün aşağısındaki dere kenarına götürdüler. Oraya başka Ermenileri de getirmişler. Hiç vakit kaybetmeden önce erkekleri, sonra kadınları öldürdüler. Sonunda bir parça insaf vicdanlarına girdi ki, bizi bıraktılar. ’Sakın kimse evine geri dönmesin!’ diyerek de çocukları uyardılar."
Garabet Khachaturian ve kardeşleri bir süre kürd köylerinde dilencilik yaparak açlığa, ölüme karşı direnirler. Korkularından dolayı Ermeni olduklarını söylemezler. Kürtçe bilmeleri kürdlerle diyalog kurmalarını kolaylaştırır. Garabet Khachaturian ve kardeşleri birlikte köy köy dolaşırlarken kürd stranlarını da öğrenmeye başlarlar. Kız kardeşi on iki yaşındayken, bir köylüyle evlenince Garabet Khachaturian’da o köy de çobanlık yapmaya başlar. Kılambêj-dengbêj, masalcı, güzel sesli kişilerle karşılaşır. Kürd gelenekleri arasında yer alan ve özellikle hanedan meclislerinin vazgeçilmez zevklerinden olan aşk ve diğer konuları içeren destanları şiirsel bir şekil de dile getirme kültürü kürd sözlü kültürünü koruma imkanı sunar.
Garabet Khachaturian, uzun kış gecelerinde, köy meclislerinde kılam-dengbêjlerin dinleyicisi olur. Zamanla sesinin güzelliği fark edilir. O da köy meclislerinde kılamlar söylemeye başlar. Kısa süre içinde Xerzan bölgesi köylerinde sahip olduğu sesin güzelliği, etkileyiciliği yayılır. Özel günlere davet edilir.
Soykırıma, işkenceye tanık olan hassas insanlar ruhsal sağlıklarını yitirirler. O ise ilacı tespit eder. Müzikle, soykırımın yarattığı travmanın etkilerini en aza indirmeyi başarır. İçinde demirbilyeye dönüşen acıyı kılamların, ağıtların etkisiyle eriterek, kusarak acısını hafifletir. Olayları dengbêj olarak seslendirmesi kendisine iç rahatlaması getirir, mağdur, tanık olarak sağlığını korumayı başarır. “ Dengbêjliğe başladığım zaman gizli gizli ağlamayı bıraktım. Aç kaldığımda, birisi bana haksızlık yaptığı zaman, hatta erkek kardeşim on yaşında hastalıktan ölünce sadece stran söyledim.” diyor Garabet Khachaturian.
Bir Çığlığın Yüzyılı; Karapetê Xaço’ isimli kitabın da Xerzan kürdlerinden Salihe Kevirbiri şu bilgileri veriyor; « 7-8 yaşlarındayken, Ermeni tehcirinde anne babası Bileyder köyündeki evlerinin önünde kendisi, kızkardeşi ve ağabeyinin gözleri önünde kurşuna dizilerek öldürülür. Şeyh Said yenilgisinden sonra gelen idamlardan etkilenerek bir gece yarısı kendini Suriye sınırına vurur. Kamışlı (Qamişlo), Hesekê ve Beyrut’da yaklaşık 20 yıl yaşar. Fransız Ordusunda 15 yıl paralı askerlik (lejyonerlik) yapar. 1946 yılında Sovyetler Birliği yönetiminin diasporadaki Ermenileri ülkelerine davet etmesiyle, karısı Yeva ve küçük oğlu Serop ile birlikte 1946 yılında gemi yoluyla Batum üzerinden Ermenistan’a gider. Ölene kadar Ermenistan Erivan’a bağlı ‘Solxoza Çaran’ (Dördüncü Solhoz) köyünde çocukları, torunları ile beraber yaşadı ve kendisini 2005 yılının Ocak ayında, 60 yıl yaşadığı Erivan’ın Solxoza Çaran köyünde kaybettik» Müzik mesleği olmasaydı 105 yaşına kadar dengbêjlik yapabilir miydi? Ölene kadar sosyal olayları, tarihi seslendirmeye devam etti. Ederken bizlere de öğretti. Kürdçe okuyan diğer ermeni ulusu mensubu müzisyenler gibi yokluk için de yaşadı ve yoksul olarak öldü.
Aram Ilitch Khatchaturian (1903-197



Aram Ilitch Khatchaturian(ermenice:Արամ Խաչատրյան, rusça: Арам Ильич Хачатурян ermeni müzisyen ve kompozitör. Aram Khatchatourian Moskova Konservatuarı’nda profesörü olur. Başlıca eserleri; gayane, kılıç dansı, Spartacus ve Staline yazılan şiirlerdir. Ayrıca üç senfonisi, keman konçertoları ve bunlara ilişkin yüzlerce müzik çalışması mevcuttur. 6 Haziran 1903’de Tiflis’de doğar. 1 Mayıs 1978’de ise Moskova da ölür.
Aram Khatchaturian’ın babası Eguia, Ermenistan’ı 1870’de terk edip, Gürcistan’a yerleşir. Orada bir atölye kurar. Beş çocuk babasıdır ve eşi de müzik çevreleriyle ilişki içindedir. Aram Khatchaturian dokuz yaşında piyano çalmaya başlar. İki yıl özel piano dersleri alır. İlk defa onbir yaşında operaya gittiğinde müziğe tutkusu gelişir. Abisi Souren evlenip, Moskova’ya yerleşince, Aram ile diğer kardeşi Levon’u yanına götürüp üniversiteye yazdırır. Aram, Moskova Üniversitesi Gnessine İnstitüsü’ne kayd olur. Violensel derslerini alır. Orada eşi Nina Makova ile de karşılaşır. 1922’de ilk konçerto konserini verir. 1932’de eserlerinden biri olan üçlü klarnet, keman ve piyano için yorum yapar. Bu yorum büyük müzik ustası Prokofiev’ın desteğini alır. 1933’de ermeni, kürd, gürcü, özbek danslarıyla ilgilenir.
Ermenistan’da kürd dili 1921’den itibaren serbestir. 1920’ler de Dağlık Karabağ’ın kendi kaderini tayin etme hakkı Kızıl Kürdistan’la birlikte ele alınır ve kabul edilir. 1928’de Leningrad Üniversitesinde Kürdoloji bölümü açılır. 1930’da Ermenistan’da Riya Teze adlı kürdçe gazete çıkarılır. 1936’da H.Çindi ve E.Evdal’ın topladıkları Kürd Folklor Derlemeleri 127 parçadan oluşur ve « Kürt halk ezgileri» adı altında basılır.
Bu belgeler Kafkasya’da ki halkların folklori müziği ve dansları üzerine çalışan kompozitör Khachaturian için esin kaynağı olur. “Kürd gençlerinin dansı / Danse des jeunes Kurdes”, “Dağlıların dansı”, “Kürd beşik ninnisi” kendisinin kürd etnomüzikolojisine hem biçim, hem de anlam açısından en büyük katkısıdır.
Khachaturian’ın son dönemlerde basılan eserlerinde, CDlerin de « Kürd gençlerinin dansı, kürd beşik ninnisi » isimleri tamamen silinmiştir. Bu isimleri silenler ne yapmak istiyorlar? Bu gün sansür etkili olmadığı gibi yapanlar teşhir oluyorlar. Kürd müziğini, bu insanın eserlerini yok etmeleri mümkün değil. Çünkü arşivler de örnekler mevcut. Ayrıca internette yerleştirilen örneklerden de dinlemek mümkün. Aram Khachaturian’ın “Kürd beşik ninnisi- Berceuse” aşağıdaki adresten dinlenilebilinir. [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Aram Khachaturian, 1920’de Ermenistan devletinin kurulmasını büyük bir heyecanla karşılar. 1943’de Sovyetler Biriği Kommünist Partisi’ne üye olur. Gayaneh, senfonileri, kürd folklorü üzerine yaptığı yorumlar son derece değerli sanat eserleridirler. O, müzikle, sanatla halkları birbirlerine tanıtır, sevdirir. Sovyet rejimi komiserleri 1948’de onu “burjuva formalizmi” ile suçlarlar ve saldırılar geliştirirler. Bu saldırılar yeterli gelmemiş gibi bu gün de onun inşaa ettiği halklararası dostluk köprülerini yıkmak için birileri eserlerine sansür uyguluyorlar. Sansür ve şoven girişimler bu üstadın düşüncelerinin anlaşılamadığını, halen kabul görmediğini kanıtlıyor.
Kendisi; « Ben bu müzik çalışmalarımda halkın onurlu ve güçlü sevincini vermek istedim. Yarattığım bu tür kompozisyonlar da halk benim yazılı olmayan programımı duyuyor ve anlıyor.»der. Halk kendisini anlarken, duyarken, zevkle dinlerken halk adına konuştuklarını, üretiklerini belirtenler de onu sansürlüyorlar. Aram Khachaturian’ın yapıtlarında Kürdlerin isminin silinmesi Aram Khachaturian’ın emeğine, düşüncesine sayğısızlıktır, hakarettir. Kürdleri sindirememnin de göstergesidir. Şu adreslerde Aram Khachaturian’ın parçaları dinlenilebilinir;
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
24- Hejare Şamil, Diaspora Kürtleri.s.49, Peri Yayınları

[alıntıdır]
kaynak : [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://siyajan.yetkin-forum.com
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Ermeni (Fılle) Müzisyenleri ve Kürdistan Müziği   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Ermeni (Fılle) Müzisyenleri ve Kürdistan Müziği
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Sîyajan :: Çand | History | Tarih :: Müzik Tarihi-
Buraya geçin: