Sîyajan
Sîya Şevê ' ye Hoş Geldiniz /Hun Bi Xêr Hatin/Welcome

Eğer üye iseniz lütfen [url=siyaseve.yetkin-forum.com/login]giriş[/url] yapınız, eğer henüz üye değilseniz ve forumdan tam olarak yararlanmak istiyorsanız bizim [url=siyaseve.yetkin-forum.com/register]topluluğumuza katılabilirsiniz[/url]




 
PortalAnasayfaAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Ana Menü
Sîya Şevê
Ana Sayfa
Forum
Kurdi Rock | Kurdish Rock | Kürtçe Rock

Haberler
Biyografiler
Röportajlar

Çand| History| Tarih
Kürt Tarihi
Devletler ve Antlaşmalar
Müzik Tarihi
Basın Tarihi
Kronoloji
Kurdî | Kurdish | Kürtçe
Kürtçe ve Lehçeleri
Kürt Edebiyatı
Kürtçe Dersler
Portal
Tartışmalar
Yaygara
Köşe Yazıları
Extaralar
Resim
Anket
Video İzle
Sohbet
Reklam ver

En son konular
» doğmamış liderime rapor (soranice)
Salı Kas. 25, 2014 5:00 pm tarafından BAHADIR

» Merhaba ben BAHADIR
Salı Kas. 25, 2014 4:47 pm tarafından BAHADIR

» Mîr Bedirxan ( Bedirxan Bey) İsyanı
C.tesi Ağus. 11, 2012 10:04 am tarafından Sîya Şevê

» Fransa arşivlerinde Dersim olayları
C.tesi Ağus. 11, 2012 10:03 am tarafından Sîya Şevê

» Irak Kürt Hareketi
C.tesi Ağus. 11, 2012 10:01 am tarafından Sîya Şevê

» Denbêjlik
C.tesi Ağus. 11, 2012 9:50 am tarafından Sîya Şevê

» Êzîdîlik nedir ?
C.tesi Ağus. 11, 2012 9:47 am tarafından Sîya Şevê

» İnanç
C.tesi Ağus. 11, 2012 9:46 am tarafından Sîya Şevê

» Êzîdî Müziği
C.tesi Ağus. 11, 2012 9:44 am tarafından Sîya Şevê

Similar topics
    Arama
     
     

    Sonuç :
     
    Rechercher çıkıntı araştırma

    Paylaş | 
     

     Fransa arşivlerinde Dersim olayları

    Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
    YazarMesaj
    Sîya Şevê
    admin
    admin
    avatar

    Mesaj Sayısı : 426
    Kayıt tarihi : 01/01/10

    MesajKonu: Fransa arşivlerinde Dersim olayları   C.tesi Ağus. 11, 2012 10:03 am

    [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
    Dersim, İki Dünya Savaşı arasında silahlı olarak gerçekleşen son Kürt sorunu olayıdır.

    Fransa kara kuvvetleri arşivlerinde Dersim olayları

    *Evrim Karakaş







    Dersim olayları, Kürt sorununun İki Dünya Savaşı arasında silahlı olarak gerçekleşen son olaydır. Bu olayla beraber, Kürtler 1938 – 1978 yılları arasında politik alanda kendilerini ifade imkânı aradılar. Her ne kadar kamuoyunda Dersim olayından sonra Kürt meselesinin şiddetle çözüme ulaştırıldığı kanısı uyandırılsa da gerek M. Şerif Fırat’ın yazmış olduğu Doğu illeri ve Varto tarihi (1945), gerek merhum Ecevit’in arşivinden çıkan gizli Kürt raporları, gerekse de adi geçen rapora uygun olarak Albay Nazmi Sevgen tarafından yazılan “Kürtler” adli uzun bir tefrika, aslında bu sorunun 1938’den sonra hiç de göründüğü gibi çözüme ulaştırılamadığının, en azından devlet katında bilindiğini çok açık bir şekilde göstermektedir.





    1936-1938 arasında devlet tarafından her turlu imkânın seferber edilerek Dersim gibi bir bölgede yapılan askeri operasyonlar, İkinci Dünya Savaşı’nın arifesinde her ülkenin bir diğerinin her türlü askeri gelişmelerini dikkatle gözlediği bir ortamda, Fransa tarafından dikkatli bir şekilde izlenmiştir. Bunu, askerî arşivlerde var olan raporların sayısı göstermektedir. Bu makalede Fransız Kara Kuvvetleri Arşivi’nde yaptığım araştırmalar sonucu ulaştığım raporları ele alacağım.





    Not: Dışişleri bakanlığı arşivlerinde bu konuyla ilgili herhangi bir belgeye ulaşamadım. Hava Kuvvetleri’nin arşivlerine geçici bir sure için ulaşılamamakta. O nedenle bu makaleyi Kara Kuvvetleri Arşivi ile sınırlı tutmak zorunda kaldım. Raporlardaki Türkçe Terim ve isimleri mümkün olduğunca raporlarda geçtiği şekilde aktarmaya çalıştım ve raporlardaki orijinal dili olabildiğince muhafaza etmeye çalıştım.





    Enerjik ve acımasız





    Dersim ile bağlantılı ilk olay 1935 Ağustosu’nun aylık gizli istihbarat raporunda geçiyor. Raporun iç durum başlığı altında “yakın zamanda yapılan Umumî Müfettişlik atamalarının yönetim, halk eğitimi, tarım, sağlık ve bayındırlık alanlarında geniş boşluklar yarattığı” vurgulanıyor. Rapor şöyle devam ediyor: “18 Ağustos’ta Florya’da istisnai olarak toplanan bakanlar kurulunda, Türk Devleti, ilgili birimler tarafından hazırlanacak 5 yıllık kalkınma planı çerçevesinde doğu illerinde iyileştirmeler yapma kararı aldı. İlk önlem olarak Erzurum’da açılan ve Ağrı Dağı**, Kars, Artvin, Erzurum Trabzon, Gümüşhane ve Erzincan illerini kapsayan yeni umumî müfettişliği not etmek uygun olur. Umumî müfettişliğin başına Erzurum milletvekili ve önceki Van, İzmir, Erzurum ve Suriye valisi Tahsin Uzer getirildi.” Pek çok valinin yerlerinin değiştirildiği, Valilerin yetkilerinin genişletildiği ve demiryolu yapımının hızlandırıldığının belirtildiği raporda, Dersim’in geleceğini belirleyecek olan Korgeneral Abdullah Alpdoğan için şöyle deniliyor: “Enerjik ve acımasız bir komutan olan Abdullah Alpdoğan, 9. Ordu Kumandanlığı’na atandı”Suriye sorunu ve İnönü’nün Gezisi26 Eylül 1935 tarihli Suriye sınırına karşı yapılacak bir Türk saldırısı etüdü’nde de Kürt bölgelerinin belirli belirsiz bir isyan içinde olduğu ve bu durumun Türkiye’nin yapacağı saldırı karşısında zayıf noktasını oluşturduğu ve bu durumun saldırı olması durumunda şüphesiz saldırının yararına olacağı belirtiliyor. Ayrıca bu durumun ordunun mevcut kuvvetini de etkileyeceğinin üzerinde duruluyor.30 Ekim 1935 Tarihli gizli aylık raporda da iç durumla ilgili olarak Dersim’e değiniliyor. “Hükümet başkanının yaptığı geziden sonra, doğuda yapılan reformlar çerçevesinde merkezi Elaziz olmak üzere yeni bir umumî müfettişlik oluşturmaya karar verdi. Bu durumla ilgili olarak mecliste bir yasa tasarısı Ekim ayı içerisinde meclise sevk edildi. Munzur adı verilen bu bölgenin umumî müfettişine çok geniş yönetim yetkileri sağlanacak ve bu müfettiş bölgenin askeri yönetimini de yüklenecek. Etrafında sadece askerler bulunacak olan bu kişinin bir general olması (su anda 9. kolordu kumandanı Abdullah’ın adi geçiyor) düşünülüyor. 2 yıl içinde bu umumî müfettişlik bölgesinde askerlik durumunun tespiti ve medeni durumun (evlilikler, doğum tarihleri v.b.) kayıt altına alınmasını içeren – ve hemen oylanacak olan - bir af kanunu çıkarılacak.”20 Ocak 1937 tarihli gizli 1936 yıllık raporunda ise, “İç durumda herhangi bir karışıklık olmamasına rağmen, olağan bir şekilde, önemli miktarda askerin bulunduğu doğu bölgelerinde (Dersim, Bitlis, Sason) belli belirsiz karışıklıklar sürüyor. Genelkurmay başkanı ve hükümet başkanı 1936 yılı içerisinde reformların sürdüğü bu bölgelerde teftişlerde bulundular” deniliyor.Ordular Elaziz yolunda10 Mayıs 1937 tarihli, “Askerlerin Elaziz yönüne Kürt bölgesinde bir Kürt hareketini bastırmak amaçlı hareketi” başlıklı raporda ise Fransa ile geçen Nisan ayı içinde yaşanan sınır anlaşmazlıklarının yatışma yolunda olduğu rapor ediliyor. 28 Nisan’da Fransa’ya verilen bir notla dışişleri bakanının belirttiğine göre, askeri hareketliliğin Fransa ile yaşanan anlaşmazlıklarla bir ilgisi olmadığı ve bu askeri hareketliliğin, Türkiye’nin Güneydoğusunda yaşanan asayişsizliği kontrol altına almayı amaçladığı belirtiliyor. Raporda devamla kaygılı bir şekilde şöyle deniliyor: “Açık ki Türkiye Elaziz bölgesine askerleri sevk ediyor. Bu bölgede Kürtler yaşıyor ve bölge şu anda kaynıyor olmalı. Her yıl, bahar mevsiminde bu bölgedeki Kürtler Türkiye’ye zorluk çıkarıyorlar. 4 ve 5 Mayıs günü Cumhuriyet Alayı yola çıktı. Fevzi Paşa da General Asım ve Jandarma Genel Komutanı ile birlikte Kayseri’ye geldi. Bütün bunlar, önemli bir askeri sevkiyatın yapıldığını gösteriyor. Ankara’da Genelkurmay başkanı, Kürt hareketini son şiddetle bastırmaya karar vermiş. Fakat bu durum gizli tutuluyor ve sadece yöneticilerle askerler bu durumdan haberdar.”





    Alınan önlemler Kürtlerin öfkesini artırmaktan başka bir ise yaramadı





    20 Mayıs 1937 tarihli “Yeni Kürt başkaldırısı” başlıklı raporda ise şöyle deniliyor: “Kürtlerle ilgili şiddetli önlemlerin alınmasına rağmen bu enerjik topluluk bölgelerinin Türkler tarafından yönetilmesine hala karşı koyuyorlar. Belli başlı Kürtlerin sürgün edilmesi, topraklara el konulması ve aşiretler arası ittifakları bozma çabaları Kürtlerin Türklere karşı Kürtlerin kinlerini artırmaktan başka bir ise yaramadı. 1936 yılında Elaziz merkezinde kurulan ve bu bölgelerin yönetiminden sorumlu 4. umumî müfettişlik, paranın ve tehditlerin parçalayamadığı aşiretleri kontrol altına alamadı.” Raporda Abdullah Alpdoğan’ın bu arızalı bölgede askerî garnizonlar, yollar ve köprüler yaparak bölgeyi kontrol altına alabileceğini düşündüğü fakat yapılan harcamaya rağmen alınan sonuçların beklenenden daha az tatminkâr olduğu belirtiliyor. Uzlaşmacı tavırdan sert tavra geçiş Aynı raporda 1937 yılında hükümetin bölgeye uzlaşmacı ve yumuşak bir tavırla yaklaştığı, fakat bölgede yaşayan gururlu Kürtlerin geçmiş yıllardaki bastırma harekâtlarını unutmadığı, bunun üzerine Alpdoğan’ın bu durumdan sonra sert bir politika uyguladığı anlatılıyor. Raporda olayın başlangıcına ilişkin ilginç ayrıntılar yer alıyor. Abdullah Alpdoğan’ın 1937 Nisan ayında Dersim’in beyleri ve ağalarını Nazimiye’de reform programını anlatmak için davet ettiğini, güvensiz bir şekilde davete icap eden ağaları toplu bir şekilde tutukladığını belirtiyor. Devamla, bu durumu haber alan Dersimlilerin silahlanarak generalin konvoyunu takip edip Elaziz yolu üzerinde Hanzan*** yakınlarında saldırdıklarını ve konvoyun bir kısmını imha ettiklerini anlatıyor. Türklerin buna karşı hemen 2 tümen orduyu Dersim’e sevk ettiklerini, fakat ordunun geleceğini bilen Dersimlilerin köylerini boşaltarak dağlara ve ormanlara sığındıkları ve gerilla savaşı yaptıkları belirtiliyor. Rapor şöyle devam ediyor: “Abdullah Alpdoğan ordunun başına geçip Kuruçay ve Nazimiye’de operasyon yürütürken, isyancılar ani baskınlar yaparak orduya hissedilir kayıplar verdiriyorlar. Bazı komutanlar bu baskınlar sırasında öldürüldü ve doğrulanmayan bir habere göre de Abdullah Alpdoğan da yaralandı. Bu darbelerle Kürtler 18 mitralyöz, kurşun ve önemli ganimetler ele geçirdiler. İsyancıların sığındığı ormanlara yapılan uçak bombardımanları da yeteri kadar etkili değil. Hükümet bölgeyi izole ederek olayların bütün Kürdistan’a yayılmasını önlemeye çalışıyor. Olayların boyutu halktan özenle saklanıyor.”“Hükümet son şiddetle bunu yapacaktır”20 Mayıs tarihli rapora ek olduğu belirtilen 22 Mayıs 1937 tarihli raporda Dersim bölgesindeki Kürtlerin umulan şekilde boyun eğmediklerinin altı çiziliyor. Dersim’in yeni bir huzursuzluğa sahne olduğunun ve yukarda belirttiğim Nazimiye olayının da tekrar edildiği raporda, iyi silâhlanmış “eşkıya” gruplarının Türk ordusuna karşı bir tür gerilla savaşı yürüttükleri belirtiliyor. Hükümetin bu sefer olayları bastırmaya kesin bir şekilde karar verdiği, Elaziz şehrinde bir araya gelen ordunun bu sefer gerçek anlamda olayları bastırmaya gittiği ve Suriye sınırındaki kuvvetlerin güçlendirilmesinin de bu amaca hizmet ettiği belirtiliyor. Fevzi paşanın da Elaziz’e geldiği ayrıca belirtiliyor. 6 Haziran 1937 tarihli raporun içeriği yukarıdakilerle benzer. Fakat son cümlesi yoruma yer bırakmıyor : “Eğer hükümet otoritesi bölgede hızlıca kurulmazsa, hükümet bunu son şiddetle yapacaktır” Seyit Rıza teslim olmuyor5 Temmuz 1937 tarihli raporda ise şöyle deniyor : “Haziran ayının ikinci yarısında İsmet İnönü Dersim’de bulunan umumî müfettişliğe gitti. Ankara’ya dönüşünden sonra önemli bir kabine konseyi toplandı. Burada, öngörülen reformların son şiddetle sürdürülmesi ve Kürtlerin bölgeden çıkartılarak yığınlar halinde sürgüne gönderilmesi kararı alındı. Şu anda askeri kuvvetler isyan eden Dersim bölgesinde duruma hâkim. Bununla birlikte, dağlık Kutudere bölgesinde, yaklaşık 3000 partizanın başında bulunarak direnişi sürdüren Seyit Rıza’nın teslim olmasını sağlayamadılar. Hozat ve Kızıldağ’daki isyancılar teslim oldular.”Generallerin açıklamaları çelişkili1938 yılında yapılan manevralara dair daha çok teknik ayrıntıların üzerinde durulan 11 sayfalık bir raporun “Dersim’in pasifleştirilmesi üzerine” başlıklı son kısmında ise, aynen şöyle deniliyor: “Bu cezalandırma operasyonlarından sonra dersim Kürt bölgesinin tamamen sindirildiğini söyleyebilir miyiz? Genelkurmay başkanı, askerlerin Dersim’in her tarafından geçtiğini garanti ettiği gibi bunu da garanti ediyor. Biz bundan çoğu zaman şüphelenebiliriz. Generallerin açıklamaları çoğu zaman çelişkiler içeriyor. Çok yüksek yerlerdeki vadiler kontrol edilmemişler, fakat buraya sığınan isyancılar, buralarda çok sert geçen kisin yaklaşmasıyla beraber, daha alçak yerlere inmek zorundalar. Bu yüksek vadilere giden yolların üzerine karakollar yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Bölge çok sıkı bir şekilde kontrol altında tutulacak ve isyancıların tekrar silahlanması olanaksız hale gelecektir. Erzurum’da isyancılara silah ve cephane sağladığı belirtilen bir organizasyon ortaya çıkarıldı ve 60 tüccar tutuklandı. Diğer taraftan hükümet Dersim’in en azgın aşiretlerini bati Anadolu’ya sürme kararı aldı. En az 10 bin Kürt sürgüne gönderilecek”





    Sonuç:





    Bu belgelerden benim çıkardığım ilk sonuç, olayların başlangıcına dair yeni bilgiler içermesidir. Yapılan onlarca araştırmaya rağmen Dersim olaylarının başlangıcına ilişkin elimizde kesin veri bulunmuyor. Daha önce yanılmıyorsam Caner Canerik’in yayınladığı kısa bir belgeselde Abdullah Alpdoğan’ın Dersim ileri gelenleriyle bir toplantı yaptığına dair bir anlatım vardı. Bu (veya benzer bir) olayın arşiv belgelerine göre 1937 Nisan ayı içinde geçmesi ve bunun hemen sonrasında 4 Mayıs’ta “Tenkil Kararı”nın çıkarılması, olayların başlangıcının, toplantı sırasında ağaların tutuklanması olduğu kanaatini güçlendiriyor. Öte yandan yapılan her turlu “sindirme” operasyonuna rağmen Kürt sorununun tam olarak çözülemediğinin dış devletler tarafından gün gibi bilindiği çok açık. Son olarak, olayların Fransa ile o sırada sorun olan Hatay ile ilgili hiçbir bağlantısının bulunmadığı da ortaya çıkıyor.





    * EHESS – Paris* Tarih bölümü Master öğrencisi NWD
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://siyajan.yetkin-forum.com
     
    Fransa arşivlerinde Dersim olayları
    Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
    1 sayfadaki 1 sayfası
     Similar topics
    -
    » FRANK [FRANSA İMPARATORLUĞU]

    Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
    Sîyajan :: Çand | History | Tarih :: Kronoloji-
    Buraya geçin: